mutluyum demiryolcuyum

Haziran 10, 2009
orijinal ekşi sözlük görünümüne dönmek isteyenler için tarkan’dan geliyor:
// ..araştır..googletdk sözlüğüseslisözlükwikipediaimdbmobygamesetimolojik sözlükyoutube
başlık içinde ara
no kitty!
//
  1. (bkz: demiryolculuk) (bkz: akhan hilmi camurdan)
    (lecagot, 24.11.2002 20:27 ~ 20:29)//

  2. “10 kilometrede bir trafik kazasına şahit olup kafayı sıyırmıyorum, ucuz, konforlu ve güvenli bir yolculuk yapıyorum, keyfim bilirse yataklıda uzanıyor, restoranda tekel birası-patates kızartmasıyla coşuyorum” demektir. bir de “mutluyum, demiryolcu torunuyum” demek geldi içimden rahmetli dedem anısına.
    (zazie, 24.11.2002 20:36 ~ 20:38)//

  3. ayni zamanda bir attila ilhan yazi dizisi. siradan baslayalim:

    mutluyum, demiryolcuyum!…’

    düşünüyorum; o faks notu, beni neden o kadar duygulandırdı? 30′lu yılların ikinci yarısında, basmane/afyon demiryolundaki bütün istasyonları, ezbere sayacak kadar çok o yollarda gidip geldiğimden mi? yoksa o bunaltıcı ’40 karanlığı’nda, en düşük rötarı (o zamanlar ‘tehir’ denirdi) -’ahval-i hazıra’ dolayısıyla- iki saatten aşağı düşmeyen toros ekspresi’nin, müdavimi olduğumdan mı?

    haydarpaşa’dan biner, iki gün iki gece giderdik; eskişehir, ankara, kayseri, adana garları, ışıklı medeniyet konakları olarak geçer; tıklım tıklım dolu, bagaj filelerinde uyku çekilen 3. mevki kompartımanların pencerelerinde, ‘gazi’ anadolu yanık bir ‘uzun hava’ gibi uzayıp giderdi. ben de bir ‘kara tren’ çocuğuyum; bununla hep iftihar ettim; yalnız onunla mı, ‘erken’ cumhuriyet döneminin, camları ayyıldızlı, yolcuları tahta bavullu ve sepetli, istasyonları seyrek ve tenha, ‘posta’ katarlarıyla da!

    o delikanlı, bana geçtiği faks notunda diyordu ki: “…ben, çukurova kilikya cephesi kumandanlarından istiklal harbi gazisi hilmi torunu, mustafa ruhi oğlu, adana 1954 doğumlu akhan hilmi çamurdan, mutluyum çünkü demiryolcuyum! demiryollarımızın ‘özelleştirilmesi’ne karşıyım; türkiye’nin ulaşım sorununun otoyollarla değil, demiryollarının iyileştirilmesiyle çözülebileceği konusunda kamunun dikkatini çekmek için, edirne’den adana’ya yürüyeceğim!”

    akhan hilmi çamurdan haklıdır, bilir misiniz ki ‘genç’ cumhuriyet de anadolu’nun ulaşım sorununun demiryollarıyla çözüleceği kanaatındaydı, öyle de yapmıştı!

    ismet paşa’nın hakkını ismet paşa’ya!…
    falih rıfkı atay -ki, lafını sakınmaz, doğru bildiğini söyler bir adamdır- ‘çankaya’da sırası gelince, ismet paşa’yı ‘sıradan bir bürokrat’ görür, ‘ileri bir tanzimatçı’ olarak vasıflandırır ama, iş gazi’nin başvekilliğini yaptığı yıllara gelince, hakkını teslim eder: “…inönü, yeni devletin kuruluşunda ve hükümet işlerinin yürütülmesinde bellibaşlı amil olmuştur. demiryolu politikası onundur. bütçe denkliği onundur. yabancı şirketleri millileştirmek ve imtiyazları tasfiye etmek, sonra devletleştirme gayretlerine girişmek gibi hatıra gelebilecek birçok teşebbüsler onundur…” (çankaya, ii. cilt, s.472. dünya yayınları.1960)

    ismet paşa, ‘hatıraları’nda, o bahse şöyle dokunmuştur:”…demiryolu üzerindeki münakaşa kısa sürdü. harpten çok kararlı çıkmış olduğumuz ve memleketin bütünlüğünü buna bağlı gördüğümüz için işin peşini bırakmadık. ve hakikaten demiryollarımızı kendi mühendislerimizle, dışarıya borçlanmadan yaptık.” “…darlık ve dış alemle her türlü mali münasebetin kesik olduğu bir bekleme devrinde, ankara’dan kalkmış sivas’a gitmiştik. 1930′da ben, sivas demiryolunun açış nutkunu söylemiştim. ulukışla’dan iki taraflı olarak, akdeniz’le karadeniz’i birbirine bağlayacak inşaat devam ediyordu. 1930′dan sonra erzurum istikametine ilerledik. en nihayet sarıkamış civarına varmış olarak iktidarı devrettik. biz zannederim horasan istasyonunda kalmıştık. bizden sonra horasan’dan sarıkamış’a çıkmak, beş sene sürmüştür.” (hatıralar, ii. cilt. s. 264/265, bilgi yayınevi 2. basım.1992)

    ‘harpten niçin kararlı çıkmışlardı?’ hiç merak etmez misiniz? ‘seferberlik’de de, istiklal harbi’nde de, doğudan batıya, batıdan doğuya ‘takviye’ asker göndermek icabetse, ‘mecburi yürüyüş’ten başka çare bulunamıyordu. nitekim, ii. dünya savaşı boyunca, yedek parça, iç ve dış lastik, en önemlisi petrol ve benzin sıkıntısı başlayınca, ülkenin bütün otobüsleri, kamyonları ve otomobilleri muattal kalmış, türkiye’yi, şimdi handiyse varlığından utandıkları o cefakeş, o zahmetkeş, o vefakar demiryolları sırtında taşımıştı.

    yarın, başka türlü mü olacak sanıyorlar? sanayi dışa bağımlı lisans sanayiidir, petrol şunun bunun elindedir, iş zora bindi mi, elinoğlu senin gözünün yaşına bakmaz; bizim neslimiz, artık ecnebisi ithal edilemediği için, ilk ‘yerli’ jiletlerle yapıp, eli yüzü kanrevan içinde kalan nesildir; o zalim kış soğuklarında, tenha ve uğultulu istasyonlarda ‘tehirli’ trenleri beklerken, kendi kendime sorardım: ya demiryolu yapılmamış olsaydı?

    nankörlüğün bu kadarı görülmüş müdür?

    türk’ün aklı hep geç mi gelir?
    hele hatırlayınız: 50′li yıllar, abd’den ülkemize bir’uzmanlar’ akını başlatmıştır. işin tuhafı, üç aşağı beş yukarı, hepsi aynı ‘şarkıyı’ söyler bunların. dünya bankası raporu, celal bayar’a ‘sanayie değil, tarıma önem vermek gerektiğini, devleti ekonomiden çekmek gerektiğini’ telkin ededursun; baker raporu, ‘türkiye’nin ihtiyacının fabrikalar değil, limanların genişletilmesi, hava alanlarının inşaı ve geniş bir karayolu şebekesinin kurulması’ olduğunu belirtir; demiryollarını, es geçer. randall raporu ise, ‘ecnebi sermayeye hürriyet, yerli sermaye karşısında eşitlik, kar transferinde serbestlik’ önerecektir. aslında, yalnız demiryollarımızın değil, ulusal ‘cumhuriyet’ ekonomisinin idam hükmü o tarihte veriliyordu.

    demirel, 2. ulusal demiryolu kongresi’ne ulaştırdığı mesajda, ne demiş:”…yeni bir demiryolculuk dönemi açılmaktadır, kendimizi ona uydurmalıyız”. ilahi demirel, demiryolculuk dönemi türkiye’den başka hiç bir yerde kapanmadı ki! türkiye’de kapandığı yıllarda siz de başbakandınız! o tarihlerde ne yapıldığını, ulaştırma bakanı menzir, zaten açıkca anlatmış: “…demiryollarımızın ikinci plana itilerek, yeterli ödenekten mahrum bırakılması, maalesef bugünkü acı tablonun ortaya çıkmasına ortam hazırladı. karayolunun lehinde, demiryolunun aleyhinde değişen ve bozulan bu tabloda ne yazık ki hazin bir resim gürüyoruz. tüm dünyanın dediği gibi, yeniden demiryolu demeliyiz.”

    ‘türk’ün aklı geç gelir’ meselesi boşuna söylenmemiştir.

    attila ilhan

    ‘mutluyum, demiryolcuyum!…’ 29.12.1997 cumhuriyet gazetesi

    (lecagot, 04.04.2003 01:25)//

  4. o ay yıldızı sildirtecek miyiz?

    gazi mustafa kemal, tbmm’nin 2. içtimaını açarken (1 mart 1338-1922) irad ettiği nutukta açık ve seçik olarak söylemiştir:
    “…efendiler!bugünkü mücahedatımızın gayesi istiklal-i maili ile mümkündür.bir devletin maliyesi istikbalden mahrum olunca, o devletin bütün şuabat-ı hayatiyesinde istiklal mefluçtur; çünkü her uzv-u devlet ancak kuvve-i maliye ile yaşar…” (atatürk’ün söylev ve demeçleri,1.s.222. istanbul,1945)

    aynı konuşmasında, gazi, savaşın henüz sürdüğü o aylarda,demiryollarından bahsetmek lüzumunu duyuyor, diyor ki:

    “filhakika mevcut demiryolları muvaffakiyetle işletilerek, münalakat ve sevkiyat-ı askeriye temin edilmektedir.harekat-ı askeriye esnasında düşman tarafından tahrip edilmiş olan bir kısım demiryolları ile ve imalat-ı sınaiye tamir ve yeniden tesis edilmiştir…” (aynı eser,aynı konuşma,s.221).

    ankara hükümeti’ nin, daha 1.inönü savaşı sırasında, demiryollarına nasıl ihtimam gösterdiğine, bir başka şahit, halide edip hanım; eskişehir yolculuğunu anlatırken diyor ki:

    “şimdiferin durumu dokuz ay öncekinden çok başkaydı. artık başıbozuklar pencerelerden ateş etmiyor,bağıra bağıra şarkı söylemiyorlardı. her şey bir disiplin altına girmişti.eski zamanlarda önce başıbozuklar görünürdü. şimdiyse,makineli tüfekleriyle,mahmuzlarını şıkırdatarak, düzenli ordu kişileriyle karşı karşıyaydım…” (türkün ateşle imtihanı, 5.basım.s.156. inkılap kitapevi.1979).

    işte böyle: tcdd, taaa oralardan geliyor!

    ‘küreselleştirilmiş’ olanı ‘ulusallaştırmak’
    ‘genç’ cumhuriyet, demiryolu sahasında “istiklal-i tam’ını, iki yoldan gerçekleştirmeyi tasarlamıştı:

    birincisi gidilememiş yerleri, ulaşılamamış vatan köşelerini, ‘demirağlar’la birbirine bağlamaktır bunun; ismet paşa, bu işi önce nasıl ecnebi şirketlerle başarmayı denediklerini,fakat onlardan anlayış görmeyince, nasıl kendimize güvenerek yapmayı tercih ettiklerini anlatır:

    “…bu müzakereler esnasında, ‘o halde biz, kendi kaynaklarımız ve kendi vasıtalarımızla yapmaya çalışacağız’ dediğimiz zaman hayretle gözlerini açıp, bize bakıyorlardı; ve içimizdeki tecrübeli siyaset adamları, aklımızın muvazenesi yerinde olup olmadığını,ara sıra yoklamaya çalışırlardı…” (hatıralar,cilt 1.s.264.bilgi yayınevi.2.basım. 1992)

    işe ‘ecnebi’yle başlamış, ‘yerli’yle yürütülmüş; yani cumhuriyet, evvelce ‘küreselleşmiş’i, ulusallaştırıyor’.

    “malatya hattı için, isveç ve danimarka,muhtelit bir şirketle mukavele yapmıştık.şirket sermayesiyle gelip hatta başlayacak ve biz bundan istifade edeceğiz.işe bu ümitle başladık; bir iki senelik çalışmadan sonra, gördük ve anladık ki, adam bu sene sarfettiğini, gelecek sene içinde bizden mutlaka alıyor…”

    “…bu hatta çalışan mühendislerimiz, hiçbir yabancı mühendisin bulunmadığı istikametlerde,kendi başlarına,hatları yapacak hale gelmişlerdi. mühendislerimiz ilk tecrübeleri kazandıktan sonra, zamanla daha iyi eserler vücuda getiriyorlardı.erzincan’a kadar olan demiryolu, demiryolu inşaatında hakikaten en arızalı istikametlerden biridir ve kamilen türk mühendislerin eseridir…”(aynı eser,s.256)

    basvurulan ikinci yol, aynen demiryolu yapımında olduğu gibi, daha evvel ecnebi’ye verilmiş olan imtiyazların geri alınmasıdır: yani, osmanlı’nın ‘ecnebi’ye yaptırdığı demiryolları, ‘ulusallaştırılır’; biz ki cumhuriyet’in ilk kuşağıyız, trene binecek yaşa geldiğimiz zaman, yurdun dört bir yanında, demiryollarımızın tamamı ‘istiklal-i tam’ içindedir.hadi ‘özelleştirme’ ve ‘küreselleştirme’ meraklıları için, o şanlı ‘ulusallaştırmaların’ dökümünü verelim:

    “…1/ anadolu mersin / tarsus / adana demiryolları ve haydarpaşa liman şirketlerinin satın alınması: 31 ocak 1931. 2/ mudanya / bursa demiryolu şirketinin satın alınması: 30 mayıs 1931. 3/ izmir / kasaba ve temdidi (izmir/ afyon ve manisa/ bandırma ) hatlarının satın alınması: 31 mayıs 1934. 4/ aydın demiryolu şirketinin satın alınması: 30 mayıs 1935. 5/ zonguldak / çatalağzı demiryolu hattının satın alınması: 31 mart 1937. 6/ şark demiryolları şirketi’nin satın alınması: 26 nisan 1937. 7/ ilıca, iskele / palamutluk demiryolu’nun satın alınması: 22 eylül 1941…” (doğan avcıoğlu / türkiye’nin düzeni. 1.basım.s.216. bilgi yayınevi. 1968)

    bize yakışır mı?
    bilmem gazi döneminin, ‘demiryolu ‘ politikasıyla, sonrakilerin demiryolu politikası arasındaki ‘uçurum ‘ görülebiliyor mu? onlar, karış karış ‘ulusal’ demiryolu döşüyorlar; daha önce ‘ecnebi’ye döşetilmiş olanı, kuruş kuruş, geri alıyorlar; bunlar ise, ‘ulusal’ demiryolu şebekesini, neredeyse ‘taammüden’ inkızara bırakıp, geri kalanını da ‘küreselleştirme’yi tasarlıyorlar.

    allah aşkına söyleyin, bırakacak mıyız? o yollar bizim değil midir: dağ istasyonlarının, ağustos böceği tenhalığında, görünmez akarsuların şırıltısını dinlemiş; gavurdağları’nın inanılmaz rampalarında, karanlık uğuldarken, küçük bir samanyolu gibi yolcu trenlerinin, ışıl ışıl, çukurova’ya aktığını görmüşüzdür: oğullarımızı askere o götürmüş, gelinlerimizi gurbetten o getirmiştir; vagon pencerelerine o ay/ yıldız, niye işlenmiştir sanırsınız? o ay/ yıldızı, o pencerelerden sildirtmek, bize yakışır mı?

    attila ilhan

    2.1.1998 cumhuriyet

    (lecagot, 04.04.2003 01:26 ~ 01:34)//

  5. hadi, konuşsana ismet paşa!..

    başvekili ismet paşa için, 1920′li yıllarda, türkiye’nin ‘demiryolu politikası ‘ şöyle görünüyordu: “…her sene devlet bütçesinden, ne kadar mütevazı olursa olsun, bir tahsisat ayırarak, memleketi bir ucundan öbür ucuna kadar, yıldan yıla ilerleyen bir demiryolu şebekesine kavuşturmak mümkündür. tam bir inançla bütçede buna başladık. hatta milli mücadele esnasındaki daha mütevazı bütçe ile bile, ankara’dan sakarya boyuna kadar demiryolu ilerletmeye gayret etmiştik. harpten sonra, demiryolu yapabilmek için her çareye başvurduk.” (‘hatıralar’, 1.cilt, s.263, bilgi yayınevi, 2. basım, 1993).

    oysa 1997′yi bitirmek üzere iken, gazetecinizde yayımlanan şu habere bir bakın: “…1980 yılında hazırlanan ulaştırma ana planı’na göre, 1993 yılına kadar demiryollarımızın taşımacılık alanındaki payı ‘yüzde 20′ye çıkartılacak, karayollarının payı ise yüzde 36′ya düşürülecekti; oysa bu plan hedefleri için, ciddi hiçbir girişimde bulunulmadığı gibi, tam tersine, aynı plana aykırı olarak ‘otoyol hamleleri’ başlatıldı.” (cumhuriyet, 22 aralık 1997).

    oysa türk halkı öylesine ‘demiryolcu’ bir halktır ki, ‘kara tren’ yalnız halk türkülerine girmekle kalmamış; en güçlü şairlerimizin şiirlerinde baş yeri almıştır.nazım hikmet, onlardan birisi.ister misiniz, mahvolmaya terk ettiğimiz o demiryolu evrenini, bir de nazım’ın, pırıltılı merceğinden görelim?

    ‘bembeyaz karanlıkta parlayan raylar’
    1932′de, şöyle bir istasyon resmi çizivermiştir: “camların üstünde gece ve kar / bembeyaz karanlıkta parlayan raylar / uzaklaşıp kavuşulmamayı hatırlatıyor./ istasyonun / üçüncü mevki bekleme salonunda / çıplak ayaklı bir kadın yatıyor / ben dolaşıyorum. / gece ve kar -pencerelerde- / bir şarkı söylüyorlar içerde…” (‘bütün eserleri’, cilt 1, s.257, narodna prosveta, sofya 1967).

    fakat asıl, ‘memleketimden insan manzaraları’!.. eserin bütünü,anadolu expresi’nin seferi boyunca yürütülmüştür; çarpıcı flash/back’ lerle cumhuriyet türkiye’sinden -kuruluşundan bu yana- çarpıcı ‘insan manzaraları’ veriliyor. “…kalktı pendik’ten 15.45 katarı / lokomotif / makinist alaeddin / çözdü mavi tulumunun göğsünü bir düğme daha / başını dışarı çıkarıp / baktı arkaya. / furgon / ve beş tane binek vagonu / -yataklı,yemekli dahil – / ve altı tane marşandiz / birbiri peşinde sallanarak / geliyorlar / ne zaman böyle arkaya baksa alaeddin / -bilhassa rampalarda- / bir halata bağlayıp vagonları / kendi omuzunda çekiyormuş gibi olur. / ve inişlerde / korkunç ağırlığını arkadan itilmenin ortasında duyar / vagonlar geliyorlar sallanarak / eskişehir-haydarpaşa, haydarpaşa-eskişehir / 28′den beri, / yolcular iner biner / makinalar değişir / alaeddin yerinde / alaeddin değişmez!..”

    bir de, insanı bilinmez hangi yolculuğun kahredici çağrışımlarına götüren, şu bölümü okur musunuz lütfen: “…ay ışığında / karanlık bir istasyona girdi / karanlık bir tren / siyah elbiselerin sarışını baktı pencereden: mavi camdan bakılınca bu karanlık istasyon / ışıksız insanlar / hazin ve telaşlıydılar bir kat daha / orda sanki fısıltılarla birşeyler konuşuluyor: ölüm için, ayrılık için, sabahsız geceler için / ve havada şıkır şıkır ay ışığı olduğu halde / yerde rayların parıltısı yoktu / ancak beş on adım görünüp kayboluyordular / yalnız iki direkte elektrik yanıyordu / arka yola çekilmiş açık yük vagonlarının üzerinde / (ve bunların mühimmat yüklü olduğu belliydi brandalarından) / istasyon yapısı ve müştemilatı / öyle yığınla simsiyah karmakarışıktı ki / yolcular vagonlarını ve birbirlerini kaybederek / koşuyordu peronda / bir kadın çığlığı geldi yemekli vagona kadar / -hatice kız nerdesin?” (aynı eser, s.190).

    söyler misiniz, hangimiz o ay ışığı istasyonlarının ürkütücü telaşını yaşamamış; hangimiz, arlık ‘kara vagon’ kapılarından, bacaklarını boşluğa sallamış, cigara içen ‘mehmetçikler’ i görüp, içlenmemiştir? bazı bazı, üstü açık vagonlarda, branda ile örtülü topları görür, irkilirdik; içimizden, kim olduğunu bilmediğimiz birileri, kederli bir sesle: “-trakya’ ya gidiyorlar” derdi. “…naziler hududa dayandı!” ; o zaman, el yazması kopyalarından ezberlediğimiz, o mısralar gelirdi dudaklarımıza: “…gece gündüz cephelere sevkıyat gider / nerede başlayıp nerede biter / ocağında çam ağacı yakan trenler / hat boyları yanmış odun kokusu / askeriye’de hat boyunun tapusu / memetçik memet / memetçik memet / dört cephe içinde koptu kıyamet!..” (aynı eser, s.62/64).

    o demir yolları ki hayatımızdır…
    anadolu’da demiryolu bir efsanedir: bunu çok iyi kavramış olan nazım, ‘manzaralar’da öyle bir örgü dokumuştur ki, içisıra kuva-yı milliye’ nin atlılarından, şoför ahmet’ten, arhavi’li ismail’den; 40 karanlığı’nın elleri kelepçeli trene bindirilen ‘siyasileri’ne, gittikçe palazlanan ‘milli’ burjuvazinin şampanya kadehlerine kadar, herşeyi bulabilirsiniz.hiç unutmam,bilinmez kaçıncı defa okuduğum bir akşam, heyecan içinde düşünmüştüm; böyle müthiş bir metin elde iken, acaba niçin televizyon yapımcılarımız,incir çekirdeği doldurmaz lüzumsuzlukları ‘dizi’ yapacağım diye vakit, emek ve para sarf ederler?

    memleketimden insan manzaraları’ndan, adına layık bir dizi, hem anadolu’nun ve anadolu insanının hem de demiryollarının ‘destanı’ olurdu. o demiryolları ki, kırmızı/yeşil bayraklı yorgun makasçıları; tünelleri ve asma köprüleri bekleyen münzevi nöbetçileri; kırmızı şapkalı hareket memurları, vakur şeftrenleri ve ay/yıldızlı vagon pencerelerinden hiç eksik olmayan, çıplak kavakları, narin salkım söğütleri, kederli çınarlarıyla -hiç çıkmamak üzere- hayatımıza girmiştir, zaten hayatımızdır; nasıl gaflete düşer de onları içten içe çürütmeye, dağılmaya, yok olmaya terk ederiz?

    hadi,konuşsana ismet paşa?

    attila ilhan

    5.1.1998 cumhuriyet

    (lecagot, 04.04.2003 01:26)//

  6. madalyonun arka yüzü

    ismet paşa’nin demiryolu politikası’nı, bir de,madalyonun arka yüzünü çevirerek,irdelemekte fayda yok mudur?aslında bu ,’erken’cumhuriyet dönemi iktisat politikasinin, mercek altına alınması demek; o politika,gazi’nin şu sözlerinde mündemiç sayilabilir:

    “…yeni devletimizin, yeni hükümetimizin bütün esasları, bütün programları ‘iktisat programı’ndan çıkmalıdır.binaenaleyh evlatlarımızı o suretle talim ve terbiye etmeliyiz, onlara o suretle ilim ve irfan vermeliyiz ki, alem-i ticaret,ziraat ve sanatta ve bütün bunların faaliyet sahalarında müsmir olsunlar,faal olsunlar,ameli bir uzuv olsunlar”. (enver ziya karal,’atatürk’ten düşünceler’,s.101,iş bankası kültür yayınları,1956).

    bu düşüncenin nereden geldiğini anlamak için,gazi’nin bir başka tesbitine göz atmak gerekiyor; o’nun ‘fikr-i sabiti’ ekonomiyi, dolayisiyla ticareti ve sanayii ‘ağyar’ın elinden kurtarmak, yani ‘millileştirmek’di; yarı yarıya sömürge olan devlet-i aliyye’nin ‘ulusal’ bir ekonomisi yoktu,oysa mustafa kemal’ulusal demokratik bir devrim’in lideriydi;ekonomide, tam bağımsızlıktan ve kendi içinde tutarlılıktan yanaydı.demiştir ki :

    “…ticarette düşüneceğimiz şey, ihracat ve ithalatimiza tavassut vazifesini gören ticareti ağyar elinden kurtarmaktadır.maateessüf bu ticaret artık kendi elimizde değildi.milli ticaret müesseseleri birer birer elimizden çıkmıştı.artık halkımızın tüccar sınıfını zengin edebilmek için, ticaretin hariç ellerde bulunmasına mani tedabiri ittihaz etmek mecburiyetindeyiz…” (aynı eser,s.195)

    tadına vardınız mı? günümüzdeki ‘küreselleşme’ meraklılarını çatlatmak istermişcesine,’tüccarı zengin edebilmek için ticaretin hariç ellerde bulunmasını önleyecek önlemleri almak zorundayız’ demiş! işte,’demiryolları politikası’nın, ülkemizde’devlet eliyle burjuvazi oluşturma’ teşebbüsü, bu noktadan hareket etmiştir.

    haksız mıydı ? o tartışılabilir,ama gerçek budur…

    ilk milyonerler nasıl yetişmişti?
    zaten ismet paşa, o bahis açılınca ne demişti hatırlayınız:”…bu hatta çalışan mühendislerimiz, hiç bir yabancı mühendisin bulunmadığı istikametlerde, kendi başlarına, hatları yapacak hale gelmişlerdi.muhendislerimiz ilk tecrübeleri kazandıktan sonra, zamanla daha iyi eserler vücüda getiriyorlardı.”(hatıralar, cilt 1.s.256. bilgi yayınevi, 2.basım, 1992) öyleydi de, acaba yalnız mühendislerimiz mi, tecrübe kazanmış, en çetrefil arazide, en müşkül hatları döşer olmuşlardı? işin içinde ‘yerli’ müteahhitler de yok muydu? elbette vardı! şimdi isterseniz, doğan avcıoğlu’nun, söylediklerine bir kulak verelim:

    “…bu(demiryolculuk) politika, yerli kapitalistlerin yetişmesini sağlamıştır:ankara/ereğli, kütahya/ balıkesir,keller/diyarbakır hatlarının inşaı the swedish co.julius berger gibi yabancı firmalara verilmistir.inşaatçılık konusunda yerli müteahhitler de, kendi başlarına iş almaya koyulmuşlar, samsun/turhal,kayseri/sivas,turhal/sivas hatlarını yapmışlardır.mesela nemlioğlu galip bey’in samsun inşaatına talip olması, gazi’yi çoşturmuş ve ‘efendiler,merkezi anadolu’nun iskelesi olan samsun’u sivas’a bağlayacak demiryoluna başlarken, nemlioğlu’ların hakiki programa fiilen tevessülleri ne kıymetli misal olmuştur’diye onu övmüştür.”(türkiye’nin düzeni, s.213. bilgi yayinevi,1968)

    daha da ilginci, ünlü (limancı) ahmet hamdi bey’e (başar) göre, ilk milyonerlerimiz demiryollarının yaratmış olması.’barış dünyası’ dergisinin 63.sayısında demisti ki:

    “…biz henüz kendi adamlarımızla ve kendi paramızla demiryolu yapamayacağımızı bildiğimizden, bu işleri başlangıçta bir isveç grubuna vermiştik.fakat aradan bir iki yıl geçince, bu grubun emrinde çalışan türk taşeronları yetişmiş ve devletten, doğruca müteahhit olarak, işleri onlar üzerine almaya başlamıştı. en çok ve en çabuk ray döşeyen, hadsiz hesapsız para kazanıyordu.vahit fiyat üzerine işi taahhüt edenler, bu fiyata esas olan işçi kazması yerine ekskavatör kullanınca maliyetler üç dört misli azalıyor, karlar da o ölçüde çoğalıyordu.ilk milyonerlerimiz böyle doğdu.”

    nasıl, beğendiniz mi ? mustafa kemal’ini sa’y misak-i millisi’ ile tasarladığı, ‘ulusal’ ve ‘bağımsız’ ekonomi politikası; daha ‘demiryolu politikası’, uygulamada ‘yerlileşmeye’ başlar başlamaz; sonraki oligarşinin (bürokrasi + burjuvazi), öteki ayağını ‘yaratmaya’ koyulmuştu.bu ‘ikinci ayak’, zamanla, günümüzdeki dr.frankenstein’in yarattığı ‘canavar’ haline dönüşecek, ‘bürokrasi’ye kök söktürecekti.

    iki devrimin ortak talihsizliği
    demiryolu bahsini kapatmadan, o eski tartışmaya değinmek isterim:sovyet devrimi ile anadolu devrimi, ortak bir talihsizliği paylaşırlar; ikisinin de ‘tabanlarında’, onları yaratması gereken ‘sosyal sınıflar’ yoktur; ne rusya’da çok gelişmiş ve kalabalık bir işçi sınıfı vardır, ne anadolu’da çıkarını bilip ulusal pazarı ecnebiyle bırakmak istemeyen bir ulusal burjuvazi!

    her iki devrimi de, sonunda talihsiz bir merkeziyetçi bürokrasi diktasına dönüştüren bu olmamış mıdır? ruslar, sanayileşme ve elektrifikasyon politikalarıyla, işçi sınıflarını ‘sereda’ yetiştirmeye kalkıştılar; biz, ‘demiryolu politikası’yla başlayarak, ulusal burjuvazimizi ‘sereda’ yetiştirmeye kalkıştık; ne onların işçi sınıfı, klasik şemaya, gelişmiş ülkelerdeki işçi sınıfına benzedi, ne bizde burjuvazi, aynı şemaya göre gelişmiş ülkelerdeki burjuvaziye!

    şu içinde debelendiğimiz başıboşluğun altında bu yatıyor olmasın?

    attila ilhan

    7.1.1998 cumhuriyet

    (lecagot, 04.04.2003 01:26)
  7. http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=mutluyum+demiryolcuyum//

Demiryolu Sloganları

Haziran 10, 2009
DEMİRYOLUMU İSTİYORUM

Sloganlar

* Daha hızlı bir ulaşım için

Daha güvenli bir ulaşım için

Daha temiz bir çevre için

Dışa bağımlılıktan kurtulmak için

DEMİRYOLUMU İSTİYORUM !  Hamit Hancı

* Demir ağlarla anayurdumuz örülmeden trafik cinayetlerinin önlenmesi mümkün olmadığı için “demiryolumu istiyorum”.

* Trafikte sadece canlar değil , bu ülkenin geleceği de yitiriliyor.

Bu yüzden  DEMIRYOLUMU ISTIYORUM

* Mutluyum Demiryolcuyum. MUTLU DEMİRYOLCU
Hilmi Çamurdan
* Ucuz ekonomik ve güvenli taşımacılık olan demiryolu taşımacılığını istiyorum.

* Kendi öz kaynaklarimizi kullanmak icin,zevkli ve rahat bir yolculuk icin

hepimiz demiryolcuyuz.

* Paralel raylar birleşen sevgiler

Onur Yarar

* Demiryolu İşin Sonu
Hala trene bakarlar
Demiryolu karşıtları

Garip şeylere takarlar

Demiryolu karşıtları

dadal

* Demiryollarını seviyorum

Mehmet Emin Hepbayraktar

* TRENİMİ İSTİYORUM
Batıya bak, doğuya bak çözum belli
Örmusler yurtlarını demiryoluyla cok evelli
Tasımak için tren, yolculuk icin tren
En güvenli, en hızlı, en ucuz yine tren

Trenimi verin, artik bekleyemem
Kuru söze karnım tok, dinleyemem
Kaybedecek gün yok, demiryollari örülmeli
Acılar dinmeli, bu kabus bitmeli
Kayhan Erciyes

* Demiryoluna EVET, Sağlıksız otobüs taşımacılığına HAYIR
Yasin Polat

* Demiryolu=Aklın yolu.
Dr. M.Ceyhun BALCI

* Rahat ve güvenli ulaşım için,
Çevre dostu olduğu için,
Sizleri destekliyorum,
Ben de DEMİRYOLUMU İSTİYORUM.
Dr. Gürcan ALTUN

* Batıdan doğuya,kuzeyden güneye demiryolu ile biz de çağı  yakalayalım. RUKI

* Demiryollarinin bir gun daha geciktirilmeden yapilmaya baslanmasini talep ediyorum – Gürbüz Çelebi

(Linkleri görmek için Üye Olunuz yada Giriş Yapınız)

Logged

Minerallerin gücü adına Bay Mineral her yerde..

abucam

Anakamp

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 36

« Yanıtla #1 : 18 Kasım 2008, 00:56:18 »

Demiryollarını yaşatacak ve yükseltecek 1998 de kapanan DEMİRYOLU MESLEK LİSESİNİ aynı statüde yeniden istiyorum … Önce İnsan sonra onun yöneteceği makinalar…TÜRKİYE İÇİN DEMİRYOLU, DEMİRYOLLARI İÇİN DEMİRYOLU MESLEK LİSESİ…www.demok.org…Ziyaret edin destek verin…
Logged


Konuyla İlgili Anahtar Kelimeler:

Sayfa: [1]   Yukarı git
Bu Konuyu Gönder Yazdır

// <![CDATA[// <![CDATA[
// [CDATA[
quickReplyCollapsed = false;

smf_topic = 833;
smf_start = 0;
smf_show_modify = 0;

// On quick modify, this is what the body will look like.
var smf_template_body_edit = '

%body%

  

';

// And this is the replacement for the subject.
var smf_template_subject_edit = '';

// Restore the message to this after editing.
var smf_template_body_normal = '%body%';
var smf_template_subject_normal = '%subject%';
var smf_template_top_subject = "Konu: %subject%  (Konuyu 716 Kişi Okumuş)"

if (window.XMLHttpRequest)
showModifyButtons();
//


Gitmek istediğiniz yer:
0 && this.options[this.selectedIndex]
Gitmek istediğiniz yer:
—————————–
DOĞA SPORLARI – OUTDOOR SPORTS
—————————–
=> DAĞCILIK – MOUNTAINEERING
===> KAYA TIRMANIŞ BÖLGELERİ
===> TÜRKİYE ROTALAR
===> YURTDIŞI ROTALAR
===> RAPORLAR
===> TEKNİK
===> ETKİNLİKLER
===> KULÜPLER
===> VİDEOLAR
=> DOĞA YÜRÜYÜŞÜ – TREKKING
===> MARMARA
===> KARADENİZ
===> EGE
===> AKDENİZ
===> İÇ ANADOLU
===> DOĞU ANADOLU
===> GÜNEYDOĞU ANADOLU
===> TEKNİK
=> KAMPÇILIK – CAMPING
=> MAĞARACILIK – CAVING
=> SU DÜNYASI – AQUA WORLD
===> SU CANLILARI
===> DALIŞ
===> HABERLER – DUYURULAR
===> DİĞER SU SPORLARI
===> GEZİLERİMİZ
=====> TURLAR
===> KULÜPLER
===> SERBEST MUHABBET
=> HAVA SPORLARI – AERIAL SPORTS
===> UÇUŞ BÖLGELERİ
===> KULÜPLER
===> MODEL UÇAK
=> KIŞ SPORLARI – WINTER SPORTS
=> MACERA YARIŞI – ADVENTURE RACE
=> ORYANTİRİNG – ORIENTEERING
=> KANYONİNG – CANYONING
=> DİĞER SPORLAR – OTHER SPORTS
=> TEKNİK EKİPMAN – TECHNICAL EQUIPMENT
—————————–
OFF-ROAD
—————————–
=> OFF-ROAD GEZİLERİMİZ – OFF ROAD TRIPS
===> MARMARA
===> KARADENİZ
===> AKDENİZ
===> EGE
===> İÇ ANADOLU
===> GÜNEYDOĞU ANADOLU
===> DOĞU ANADOLU
===> UZUN SOLUKLU GEZİLERİMİZ
===> YURTDIŞI
=> ARAÇLAR – VEHICLES
===> ACMAT
===> ANADOL
===> AUDI
===> BMW
===> CHEVROLET
===> DAIHATSU
===> DODGE
===> FIAT – IVECO
===> FORD
===> GAZ
===> GMC
===> HONDA
===> HUMMER
===> HYUNDAI
===> INTERNATIONAL
===> ISUZU
===> JEEP
===> KAMAZ
===> KIA
===> KRAZ
===> LADA
===> LAND ROVER
===> MACK
===> MAN
===> MERCEDES-BENZ
===> MITSUBISHI
===> MZKT VOLAT
===> NISSAN
===> OPEL
===> OSHKOSH
===> PEUGEOT
===> PINZGAUER
===> PORSCHE
===> RENAULT
===> REO
===> SUBARU
===> SUZUKI
===> TATRA
===> TOYOTA
===> UAZ
===> URAL
===> VOLKSWAGEN
===> VOLVO
===> WILLYS
=> TEKNİK – TECHNICAL ISSUES
===> SERVİSLER
=====> ARAÇ TAMİR VE BAKIM SERVİSLERİ
=====> ARAÇ YEDEK PARÇA VE AKSESUARCILARI
===> SÜRÜŞ TEKNİKLERİ
===> VİDEOLAR
=> GARAJ – GARAGE
=> HABERLER VE DUYURULAR – NEWS AND ANNOUNCEMENTS
—————————–
KARAVAN DÜNYASI – CARAVAN WORLD
—————————–
=> KARAVANLI GEZİLERİMİZ – CARAVAN TRIPS
===> YURT İÇİ GEZİ NOTLARI
===> YURT DIŞI GEZİ NOTLARI
=> TEKNİK – TECHNICAL ISSUES
===> ÇEKME KARAVAN
===> MOTOKARAVAN
=> GENEL KONULAR – GENERAL ISSUES
===> HABERLER – DUYURULAR
—————————–
İKİ TEKER – TWO WHEELS
—————————–
=> MOTOSİKLET KÖŞESİ – MOTOBIKES
===> YOL’DA
===> TEKNİK
=> BİSİKLET – CYCLING
=> HABERLER VE DUYURULAR – NEWS AND ANNOUNCEMENTS
—————————–
NAVİGASYON VE HABERLEŞME – NAVIGATION AND COMMUNICATION
—————————–
=> GPS VE ELEKTRONİK HARİTALAR – GPS AND DIGITAL MAPS
===> MAGELLAN GPS
===> GARMIN GPS
===> SYMBIAN GPS
===> PDA GPS
===> PC GPS
=> DEFİNE AVI – GEOCACHING
=> KESİŞMELER – CONFLUENCES
===> KESİŞME NOKTALARI
=> AMATÖR TELSİZCİLİK – AMATEUR RADIO
—————————–
FOTOĞRAFÇILIK – PHOTOGRAPHING
—————————–
=> TEKNİK VE EKİPMAN – TECHNIQUES AND EQUIPMENTS
=> YARIŞMALAR – CONTESTS
=> HABERLER VE DUYURULAR – NEWS AND ANNOUNCEMENTS
=> FOTOĞRAF GALERİSİ – PHOTO GALLERY
===> VİDEO GALERİSİ
—————————–
GEZGİNİN DÜNYASI – TRAVELLER’S WORLD
—————————–
=> GEZİ NOTLARI – TRAVEL ADVICES
===> YURT İÇİ GEZİ NOTLARI
=====> MARMARA
=====> KARADENİZ
=====> EGE
=====> İÇ ANADOLU
=====> DOĞU ANADOLU
=====> AKDENİZ
=====> GÜNEYDOĞU ANADOLU
=====> UZUN SOLUKLU GEZİLERİMİZ
===> YURT DIŞI GEZİ NOTLARI
=====> AVRUPA
=====> AFRİKA
=====> ASYA
=====> AVUSTRALYA
=====> ANTARKTİKA
=====> KUZEY AMERİKA
=====> GÜNEY AMERİKA
=====> KITALARARASI
===> GEZİ PLANLARIMIZ
=> ETKİNLİKLER – ACTIVITIES
===> DOĞA SPORLARI
===> OFF-ROAD
===> FOTOĞRAF VE GEZİ
===> KÜLTÜR VE SANAT
===> FESTİVAL VE ŞENLİKLER
===> NAVİGASYON
===> TİCARİ TURLAR
=> GEZGİNİN DÜNYASI – THE WORLD OF TRAVELLER
===> GEZGİNİN KİTAPLIĞI
===> GEZGİNİN TELEVİZYON GÜNLÜĞÜ
=====> TEK BÖLÜMLÜK BELGESELLER
===> GEZGİNİN GURME REHBERİ
===> GEZENBİLİR ÜYE GRUPLARI
=====> TÜRKİYE’DE YAŞAYAN GEZENBİLİR ÜYELERİ
=====> YURTDIŞINDA YAŞAYAN GEZENBİLİR ÜYELERİ
===> GEZENBİLİR ANKETLERİ
=> EKOLOJİ – ECOLOGY
===> BİTKİ DÜNYASI
===> VAHŞİ HAYAT
=> TARİH KÜLTÜR VE SANAT – HISTORY CULTURE AND ART
===> TARİH
===> SANAT
===> SANAT TARİHİ
===> SİNEMA
=====> YERLİ SİNEMA
=====> YABANCI SİNEMA
=====> KÜLT FİLMLER
=====> KISA FİLMLER
=====> BELGESELLER
=====> FİLM FESTİVALLERİ
===> MÜZİK
===> TİYATRO
===> EDEBİYAT
===> BİLİM TEKNİK
=> FAYDALI BİLGİLER – TIPS AND TRICKS
===> İLKYARDIM
=> MEMLEKET HAVADİSLERİ – NEWS ABOUT TURKEY
=> İL İL TÜRKİYE – TURKEY GUIDE
===> ADANA
===> ADIYAMAN
===> AFYON
===> AĞRI
===> AKSARAY
===> AMASYA
===> ANKARA
===> ANTALYA
===> ARDAHAN
===> ARTVİN
===> AYDIN
===> BALIKESİR
===> BARTIN
===> BATMAN
===> BAYBURT
===> BİLECİK
===> BİNGÖL
===> BİTLİS
===> BOLU
===> BURDUR
===> BURSA
===> ÇANAKKALE
===> ÇANKIRI
===> ÇORUM
===> DENİZLİ
===> DİYARBAKIR
===> DÜZCE
===> EDİRNE
===> ELAZIĞ
===> ERZİNCAN
===> ERZURUM
===> ESKİŞEHİR
===> GAZİANTEP
===> GİRESUN
===> GÜMÜŞHANE
===> HAKKARİ
===> HATAY
===> IĞDIR
===> ISPARTA
===> İSTANBUL
===> İZMİR
===> KAHRAMANMARAŞ
===> KARABÜK
===> KARAMAN
===> KARS
===> KASTAMONU
===> KAYSERİ
===> KIRIKKALE
===> KIRKLARELİ
===> KIRŞEHİR
===> KİLİS
===> KOCAELİ
===> KONYA
===> KÜTAHYA
===> MALATYA
===> MANİSA
===> MARDİN
===> MERSİN
===> MUĞLA
===> MUŞ
===> NEVŞEHİR
===> NİĞDE
===> ORDU
===> OSMANİYE
===> RİZE
===> SAKARYA
===> SAMSUN
===> SİİRT
===> SİNOP
===> SİVAS
===> ŞANLIURFA
===> ŞIRNAK
===> TEKİRDAĞ
===> TOKAT
===> TRABZON
===> TUNCELİ
===> UŞAK
===> VAN
===> YALOVA
===> YOZGAT
===> ZONGULDAK
—————————–
GENEL KONULAR – GENERAL ISSUES
—————————–
=> HABERLER VE DUYURULAR – NEWS AND ANNOUNCEMENTS
===> SPONSORLARIMIZ
=====> BANVİT
=====> ADRENALİN
=====> MYNET
=====> HUMA OTO
=====> MAGELLAN GPS
=====> MİLKA
=====> NATIONAL GEOGRAPHIC
===> GENEL
=====> KUTLAMA VE TEMENNİLER
=====> BAŞSAĞLIĞI
===> HAVA VE YOL DURUMU
=> SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİ – SOCIAL RESPONSIBILITY PROJECTS
=> TÜKETİCİ SORUNLARI – CONSUMER ISSUES
=> İLAN PANOSU – NOTICE BOARD
===> KARİYER
===> VASITA
=====> AKSESUAR VE YEDEK PARÇA
===> ELEKTRONİK
===> OUTDOOR
===> SPONSOR
===> DİĞER
=> SERBEST MUHABBET – CHATTING
===> VİDEOLAR
—————————–
TEKNİK YARDIM – TECHNICAL ASSISTANCE
—————————–
=> FORUMDA KARŞILAŞTIĞINIZ SORUNLAR – FEEDBACK ABOUT THE SITE
=> BİZE İLETMEK İSTEDİKLERİNİZ – YOUR OPINIONS
 

]]>

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular Bulundu
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Demiryolu Fotoğrafları FOTOĞRAF GALERİSİ – PHOTO GALLERY « 1 2 » baymineral 34 3478 Son Mesaj 12 Mart 2009, 10:28:26
Gönderen: edaghan
Denizli-Güllük Demiryolu Projesi MEMLEKET HAVADİSLERİ – NEWS ABOUT TURKEY baymineral 1 608 Son Mesaj 10 Kasım 2006, 23:19:25
Gönderen: baymineral
Halkalı – Bulgaristan Hızlı Demiryolu Projesi MEMLEKET HAVADİSLERİ – NEWS ABOUT TURKEY baymineral 0 455 Son Mesaj 30 Kasım 2006, 22:09:39
Gönderen: baymineral
Bursa Merinos İstasyonu ve Eski Demiryolu Hattı Gezisi (20.01.2007) ETKİNLİKLER – ACTIVITIES baymineral 1 552 Son Mesaj 30 Ocak 2007, 13:46:16
Gönderen: yol
Tarihi Bursa – Mudanya Demiryolu Hattı ve BursaRay Gezisi (Demiryolu Dostluk) MARMARA baymineral 4 1240 Son Mesaj 24 Ocak 2007, 01:54:17
Gönderen: yol
Hareket Halindeki Lokomotiften Demiryolu Videoları VİDEO GALERİSİ baymineral 0 529 Son Mesaj 24 Ocak 2007, 00:56:27
Gönderen: baymineral
Kars – Tiflis – Bakü Demiryolu Hattı Projesi MEMLEKET HAVADİSLERİ – NEWS ABOUT TURKEY yol 2 518 Son Mesaj 08 Şubat 2007, 17:01:28
Gönderen: yol
İzmit Eski Demiryolu Güzergahı Gezisi GEZİ PLANLARIMIZ baymineral 1 975 Son Mesaj 25 Mayıs 2007, 14:07:57
Gönderen: foorkyng
TCDD İstanbul Demiryolu Müzesi TARİH ufuk 0 1590 Son Mesaj 06 Nisan 2008, 07:42:57
Gönderen: ufuk

Yılmaz Ulusoy demiryolu sevdalısı

Mayıs 16, 2009
Yılmaz Ulusoy demiryolu sevdalısı
“Dünyanın hiçbir yerinde otobüsle bu kadar çok insan taşınmıyor. Biz karayolundan vazgeçip veya azaltarak sadece kısa mesafelerde kullanıp uzun mesafelerde mutlaka demiryollarına geçmeliyiz”
18 Ağustos 2008 / 00:05

“Dünyanın hiçbir yerinde otobüsle bu kadar çok insan taşınmıyor. Biz karayolundan vazgeçip veya azaltarak sadece kısa mesafelerde kullanıp uzun mesafelerde mutlaka demiryollarına geçmeliyiz”

Sene 1925; aşırı yağışlar Of ile Çaykara sınırındaki Solaklı Deresi’ni taşırınca, iki belde arasında ulaşım zorluğu yaşanır. Ta ki, Hacı Mehmet Bahattin Ulusoy, tüm yaşantısını ve üç kuşak ailenin kaderini belirleyecek çözümü üretinceye kadar… Baba Ulusoy, iki belde arasında ulaşımı sağlayan basit bir sal yaparak, yıllar sonra kara, hava, deniz ulaşımı, turizm, otomotiv ve tekstil sektörlerindeki atılımlarıyla dev bir holding’e dönüşecek olan şirketler grubunun ilk adımını o gün atar. Ve ilk şirket 1937′de kurulur; Ulusoy Otobüs İşletmesi Şirketi. Bu ilk şirketle birlikte, Ulusoy İşletmesi’nin ilkesi de belirlenir:

“Her Şey Zamanında”. Sene 2008; Türkiye’de 71 yıldır durmaksızın büyüyen ve gelişen, çeşitli sektörlerdeki tüm şirketlerini topladığı bünyesiyle Türkiye ekonomisine ve eğitime aralıksız destek veren Ulusoy Holding, başarılı işadamı Yılmaz Ulusoy önderliğinde hâlâ yoluna devam ediyor. Elbette değişmeler ve gelişmeler sınırsız, değişmeyen tek şey ise o meşhur ilke:

”Her Şey Zamanında”. Ulusoy Holding’in Yönetim Kurulu Eş Başkanı Yılmaz Ulusoy’la geçmişten bugüne uzanan başarı öyküsünü, değişen dünyaya ve Türkiye’ye dair görüşlerini ve faaliyetlerini konuştuk.

Türkiye’nin başarılı iş adamlarındansınız. Ailenizden devraldığınız mirası Ulusoy Holding’e taşıdınız ve büyüttünüz. Bu başarınızın sırrı, en temel nedenleri sizce nelerdir?

Ulusoy, babamla başlayan, ikinci nesil olarak bizimle devam eden ve üçüncü neslin de yakın zamanda işe intikal etmesiyle, her şeyi zamanında ama dürüst yapmayı ilke edinerek bugünlere geldi. Güçlü ve güvenilir olmanın yolu da buradan geçiyor; her şeyi zamanında yapacaksınız ve dürüst yapacaksınız.

“Her şey zamanında” aynı zamanda holdinginizin ve sizin temel ilkeniz. Bu ilkenizden bahseder misiniz, neden önemli ve size neler kazandırdı?

Babam iyi ki “Her şeyi zamanında yapın.” demiş. Günümüzde zaman fevkalade önem kazandı. Tabii biz babamın salla başladığı insan taşımacılığını çeşitlendirerek 9 dalda yürütüyoruz. Ben ailenin en küçük oğluyum, 1959′da işe başladım. İnşallah gelecek sene 50. yılı tamamlayacağız. Yarım asır da az bir zaman değil.

Ulusoy Holding, taşımacılık, otomotiv, turizm, ticaret gibi birçok alanı kapsıyor ama otobüs işletmesinin holdinginizin bugünlere gelmesinde yeri büyük. Otobüs işletmeniz bu gelişme ve büyümeyi nasıl sağladı, farkı ve güvenilirliği nasıl yarattınız?

Ulusoy, insan taşımacılığının yanında eşya ve deniz taşımacılığı, otomotiv, turizm daha doğrusu hizmet sektörü ağırlıklı işleriyle gayri resmi 87., resmi 71. yılında. 71 yıl evvel 1937′de rahmetli babam Ulusoy Nakliyat A. Ş.’yi ilk vasıtanın üstüne yazdırmış. Biz de onun ilkeleri doğrultusunda bu işi yapmaya devam ediyoruz. Tabii 71 yıl dile kolay cumhuriyetin tarihiyle özdeş. Benim sosyal bir ilkem var; “Halka hizmet hakka hizmettir, halka hizmet ibadettir.”. Hep bu mantıktan hareket ettik ve o şekilde büyüdük.

Motor gücünüz hâlâ otobüs işletmeciliği mi?

Hayır. Türkiye’de son 7-8 senedir hava ulaşımı yükseldi ve kara yolunda insan taşımacılığı zorlaştı. Petrolün fiyatının yükselmesi, deniz ve havadaki ÖTV’den karada istifade edilmemesi de bu sıkıntının etkenlerinden. Aşmanın yolu, en kısa zamanda demiryollarının tesis edilip, ulaşımın oraya kaydırılmasıdır. Dünyanın hiçbir yerinde otobüsle bu kadar çok insan taşınmıyor. Biz karayolundan vazgeçip veya azaltarak sadece kısa mesafelerde kullanıp uzun mesafelerde mutlaka demiryollarına geçmeliyiz.

Bu konuda girişimleriniz, hükümetle görüşmeleriniz var mı, nasıl yaklaşıyorlar?

Pek iç açıcı değil; “Bu uzun vadeli, uzun soluklu bir iştir.” diyorlar ama bir gün gelecek mutlaka demiryolu ülkede etkin olacak. Demiryolu olmadan ulaşımı halletmek mümkün değildir. Türkiye’de maalesef 1950′li yıllarda karayolu tercih edilmiş ve ülke bunun zararını çekmiştir. Petrole bağımlı, her yıl kazalarda 4-5 bin insanın öldüğü, 70-80 bin insanın sakat kaldığı taşıma düzensizliği demiryoluna dönmelidir.

1959′da iş yaşamına atıldınız ve Türkiye’de birçok dönemi yaşadınız. Türkiye’nin son elli yılını ve değişimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

50 yılda Türkiye önemli bir ivme kazandığı gibi öyle zor süreçlerden de geçti ve hâlâ bunlarla uğraşıyor. Bizim ülkemizin ekonomik, coğrafi konumu çok zorda, Birçok etnik gruptan farklı dinlere sahip insan yıllarca bir çatı altında, omuz omuza vererek Çanakkale, Dumlupınar savaşlarında ülkeyi korumuş, bu milletleri bir araya getirmiştir. O zamanlar herkes tek bayrak ve tek devlete inanıyordu ve bunu başaran Mustafa Kemal idi. Bugünlere geldiğimizde bakıyoruz ki çok partili sisteme geçilmiş, çok şey değişmiş fakat değişmeyen tek şey var: Atatürk’ün ilkeleri. Laik ve demokratik Türkiye’nin genç bir nüfusu, bereketli toprakları, çok yetenekli insanları var fakat bunlar değerlendirilemiyor. Bizde bir yabancı sevdası var. Kültürümüze sahip çıkmalı, insanımızı zenginleştirmeli, işsizliğin belini bükmeli, toprağımızı ekip biçmeli, kendimize yeten bir ülke olmalıyız. 25 sene önce ne güzel kendimize yeten bir ülkeydik, bugün her şeyi ithal ediyoruz, fevklide yanlış.

Dünyadaki dengeler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dünyada da rejimler yıkıldı, dengeler değişti, küreselleşen dünya bir köy haline geldi. Eskiden ulaşılmaz olan dünya artık bir internet sitesinde. Peki, dünya mutlu mu oldu, hayır? Ve her geçen gün daha çok mutsuz oluyor, bu da beni üzüyor. Şunu unutmamak lâzım; insanlar mutlu olmadıkça dünya rahat olmaz. İnsanların birbirini sevmesi, saygı duyması lâzım. İnsanlar insanca yaşayacak imkânları bulamıyor. Dünyanın milenyumda dengesi bozuldu, öyle bir noktaya geldik ki dünya insanının -en zengin Amerika da dahil- yarın ne olacağı belli değil. Dün daha fakir olan dünya bir lokma bir hırkayla mutlu oluyordu, bugün daha çok imkân var ama maalesef insanlar mutlu değil.

Bu küresel köydeki değişime Türkiye ve Ulusoy Holding ayak uydurabiliyor mu?

Bugün tutturmuşuz bir Avrupa Birliği gidiyoruz. AB’ye bizi kolay almazlar. Girmek için uğraşmalıyız ama ödün vermemeliyiz. Milli ve United kimliğimizi, Misak-ı Milli hudutlarımızı, laik ve demokratik cumhuriyeti gömme noktasına getirecek kanunları çıkarmamak gerekir. Biz AB’nin dayatmalarıyla değil medenileşmek için kanun çıkarmalıyız, kaldı ki AB zayıftır ve 70 milyonluk Türkiye’yi taşıyamaz.

Sanata ve spora ilginiz var ve yeteneklisiniz. Çeşitli spor kulüpleri başkanlığından tiyatro oyunu sahnelemeye kadar adınızı duyabiliyoruz. Sanat ve sporla ilişkinizden bahseder misiniz?

Sosyal yaşamımda yıllarca sporla iç içe oldum, kulüp başkanlıkları yaptım. Başkanlık serüvenim Trabzon’la başladı, 59′da Samsun’da Erdoğdu Kulübü’yle devam etti. Sonra Samsunspor’u kurduk ve 27 yaşında Samsunspor’a başkanlık yaptım. Sanata, kültüre, tiyatroya, sinemaya da ilgim var, hep sanatla iç içe olmaya çalıştım. Eğitim, kültür ve sanat alanlarında sorunlarını halledememiş ülkenin bir yere varması mümkün değildir. Türkiye’de maalesef eğitim sorunu halledilememiştir. Eğitimde bir seferberlik ilan edilmelidir.

Eğitimin halledilmesi gereken çok sorunu vardır ve en önemlileri zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasıyla meslek liselerinin kurulmasıdır. Bunun için bir makro palının yapılması lazım zira düz liseden mezun olan talebelerin %20′si üniversiteye girebiliyorsa %80′i dışarıda kalıyor. Mezun olanlarınsa %20′si iş buluyor. Geçmişten Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu biliyoruz, köy enstitüleri ve halkevlerinin olduğu zamanlardaki eğitim en ücra yerlere de ulaşıyordu. Şimdi diplomalı olmak değil iş bulmak, onu uygulamalı yapmak önemli.

Meslek okulları bu sorunu çözer mi?

Evet, ben meslek okullarını çok önemsiyorum.

Eğitime katkılarınız da çok büyük, okullar yaptırıyorsunuz, bunlardan bahseder misiniz?
Okul yaptırma çalışmalarım oldu. Geçen sene 25 Ekim’de, Samsun’da eşimin adına Serap Ulusoy Anadolu Denizcilik Meslek Lisesi’ni, 2008′in Mayısında, Çeşme’de Ulusoy Denizcilik adına Ulusoy Anadolu Denizcilik Meslek Lisesi’ni açtık. Babamın doğduğu topraklarda, Of’ta da Hacı Bahattin Mehmet Ulusoy Anadolu Endüstri Meslek Liseleri açmıştık. Şimdi Üsküdar’da annemin adına Hacı Rahime Ulusoy Anadolu Denizcilik Meslek Lisesi yaptırıyorum, her şeyi hazır, temelini bugünlerde atacağız.

Neden Denizcilik Meslek Lisesi?

Çünkü Türkiye son yıllarda 4 konuda ivme kazanmıştır, turizm, tekstil, otomotiv ve denizcilik. Ama maalesef hiçbirinin meslek lisesi yapılmamış, yapılmadığı için de kalifiye eleman yetişmemiştir. Mesela her gün kazalar olmasının nedeni bile meslek liselerinin çoğaltılmaması ve eleman yetiştirilmemesi. Doğru bir tanedir, dünya High School’ları çoğaltıyorsa biz de bunun yerine Anadolu Meslek Liselerini çoğaltmalıyız. Anadolu Denizcilik Meslek Liseleri, Anadolu Tekstil Meslek Liseleri, Otomotiv Meslek Liseleri olmalı.

Türkiye’de ivme kazanan bu 4 sektörün hepsinde siz de varsınız. Bu sektörleri neye göre ve neden seçmiştiniz?

Eğer konjonktürü takip etmezseniz, yumurtaları tek sepete koyarsanız, kaybedersiniz. Yumurtaları bir sepete koymayın çünkü sadece Türkiye’de değil dünyada da birçok meslek grubu zaman zaman dalgalanmalar yaşıyor, düşmeler ya da yükselmeler oluyor. Bunun için yatırımlarınızı dengelemelisiniz yoksa ayakta duramazsınız. Türkiye’de son 30-40 yılda bu sektörler vardı ve biz de onlarda yer aldık

Gelirini TEGV’e bağışladığınız kitabınız “Yılmayan Bir Adamın Öyküsü”nde şimdiye kadar yaşadığınız tüm süreçler yer alıyor mu, yazım süreci nasıl gelişti?

2004′te yazdığım “Yılmayan Bir Adamın Öyküsü” iddialı bir kitap. Her insan yılar ama kitabın adını öyle koyduk. Kitapta ailemi kısaca tanıttım, ülkenin meselelerini anlattım ve karayolu taşımacısı olmama rağmen bir demiryolu sevdalısı olmamın üzerinde durdum. Ben yazar değilim ama Cemil Meriç’in dediği gibi “İnsanların en zor işi kitap yazmaktır.”. Hele kendisini anlatmak kadar zor bir şey yoktur. Üç senedir ikinci bir kitap hazırlıyorum, 2009′da yayımlanacak.

Kişisel felsefenizde hatalardan ders çıkarma, danışma, akıl alma ve olumlu düşünmenin önemli yeri var. “Kendini en iyilerle kıyaslama, kendi en iyilerinle kıyasla” diyorsunuz. Bunlar hayatınızdaki önemli deneyimler mi, bu felsefe nasıl oluştu?

Yaşadığım süreçler ve çıkardığım deneyimlerle oluştu. Eğer ben bugüne kadar yaptığım hatalardan ders almışsam hata yapmamam lazım. Ben hep iyi bir talebe olmayı, çok okumayı, öğrenmeyi yeğledim. Okumak bir tattır ama maalesef Türk insanı okumayı sevmiyor. Allah beni okumaktan ve düşünmekten alıkoymasın.

Kaynak: Hizmetix dergisi

www.UlasimOnline.Com

demiryol

Mayıs 16, 2009

Türkçe Sözlük

Türkçe Sözlükte “Ara-Bul” işleminin açıklamaları, kullanıcı kılavuzu
ve sözlükte kullanılan imlerle kısaltmalar için tıklayınız.

Soru ve önerilerinizi Soru ve Öneri Bildirimi ile bize iletebilirsiniz.

Kısaltmalar Dizelgesi Yazım Kılavuzu Ara-Bul

ile başlayanları
sözcüğünü
demiryolcu b. a. demiryolculuk a. demiryolu, -nu b. a.

Esenlikler değerli okurlar!

Mayıs 3, 2009

demiryol.WordPress.com.’a hoş geldiniz. Bu güncede demiryol üstüne haber, yorum ve görüntüler yayımlayıp rahat ve güvenli yolculuğu tanımaya, tanıtmaya, sevdirmeye çalışacağız.


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.